Son günlerde, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları, uluslararası arenada tartışmalara neden oldu. Bu saldırılar, hem insanlık dramı yaratmakta hem de uluslararası diplomatik dengeleri sorgulatmakta. Hangi ülkelerin tepki gösterdiği, kimlerin destek mesajı sunduğu, bu olayların arka planını ve gelecekteki olası gelişmeleri merak eden pek çok kişi var. Bu makalede, Gazze'deki son durumu ve uluslararası tepkilerin yanında özellikle ABD’nin tutumunu ele alacağız.
İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları son haftalarda artış gösterdi. Bir dizi hava saldırısıyla başlayan çatışmalar, yerel halk üzerinde büyük bir baskı ve korku yaratmakta. İsrail, bu saldırıları Hamas'ın roket saldırılarına misilleme olarak yaptığını savunurken, dünya genelindeki birçok insan hakları kuruluşu, sivil halkın hedef alındığını ve insani krizin derinleştiğini ifade ediyor. Gazze'nin dar sokakları, her geçen gün daha fazla bombalamalara maruz kalırken, hastanelerin tıka basa dolu olduğu ve acil yardım ekiplerinin zor anlar yaşadığı bildiriliyor.
Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlar, sivil kayıpların artmasına ve temel hizmetlerin çökmesine sebep olan bu tür çatışmaların durdurulmasını talep ediyor. Gazze'deki sağlık sistemi zaten yıllardır süren abluka ve çatışmalardan dolayı zayıflamış durumda. Şimdiye kadar onlarca sivilin hayatını kaybettiği ve binlerce insanın evsiz kaldığı belirtiliyor. Ancak, bu durum sadece Gazze ile sınırlı değil; İsrail'in aldığı bu önlemler, bölgede daha geniş bir çatışmayı tetikleyebilir.
Gözler, bağımsız ve tarafsız bir yaklaşım talep eden çok sayıda ülkeye çevrilmiş durumda. Avrupa Birliği, Arap devletleri ve birçok insan hakları örgütü, İsrail'in saldırılarını güçlü bir şekilde kınadı. Bu ülkeler, özellikle sivil kayıpların önlenmesi ve insani yardımların ulaşması için güvenli koridorlar açılmasını talep ediyor. Ancak, bu tür çağrılara rağmen İsrail, operasyonlarının devam edeceğini ve güvenliğini sağlamak için bu önlemlere ihtiyaç duyduğunu ifade ediyor. Peki, bu süreçte ABD’nin rolü ne?
ABD, geleneksel olarak İsrail'in en büyük müttefiki olmuştur. Biden yönetimi, bu çatışmaya karşı temkinli bir yaklaşım sergileyerek, İsrail'in kendini savunma hakkını vurguladı. Ancak bu durum, birçok insanın eleştirisine maruz kaldı. Özellikle Biden’ın, bir tarafta yer alan destek açıklamaları yaparken, diğer tarafta sivil kayıplara ilişkin duyarlılığını artırmasını bekleyenler var. Amerikan hükümeti, hem İsrail’e hem de Filistin halkına yardım konusunu gündeme getirmekte, ancak bu durum, krizlerinin çözümünde etkili bir adım olarak algılanmıyor.
Sonuç olarak, Gazze’de yaşananlar, yalnızca bölgedeki bir çatışma değil, aynı zamanda uluslararası ilişkilerin ne derece karmaşık olduğunu ortaya koyan bir tablo. Savaşın sona ermesi ve barışın sağlanması için hem uluslararası toplumun daha etkili bir şekilde müdahil olması hem de bölgesel aktörlerin diyalog kanallarını açması gerekmektedir. Bu olay, önümüzdeki dönemde dünya politikasında daha fazla tartışma yaratacak gibi görünüyor. Herkesin gözü, hem Gazze’de hem de uluslararası politikada atılacak adımlarda.